Takvimler 18 Mart Salı gününü gösterirken Gazze, ateşkesten bu yana en ağır hava saldırılarına uyandı; 400’den fazla kişi hayatını kaybetti. Aynı sabah İstanbul’da ise Filistin topraklarını tarihsel, politik ve kültürel bağlamda ele alan “Kuşbakışı Filistin” sergisi açıldı.
Tarih 7 Ekim 2023. Gazze Şeridi’ni kontrol eden Hamas, İsrail’e saldırı başlattı. Aynı gün İsrail Başbakanı Netanyahu İsrail’in Hamas’a savaş açtığını duyurdu ve o gün İsrail savaş uçakları Gazze’deki ilk hedefleri vurmaya başladı. O günden beri Gazze’de son yarım yüzyılın en kanlı günleri yaşanıyor, dünyanın dört bir yanından Filistin’in işgali protesto ediliyor. Öğrenciler, yazarlar, sanatçılar da bu eylemlerin en gür seslerinden…
Ancak Gazze’ye yönelik saldırılar kültür sanat dünyasının son dönemdeki en büyük sınavı oldu. Üstelik bu sınavdan kalanların sayısı da bir hayli fazla. İfade özgürlüğünü savunduğunu iddia eden Avrupa ülkeleri, Filistin’e destek veren sanatçı ve kurumları sansürleyerek çelişkili bir tutum sergiledi. ABD ve Avrupa ülkelerinde Gazze’de yaşananlara karşı ses çıkaranlar susturuldu; projeler, etkinlikler, sergiler iptal edildi. Eurovision Şarkı Yarışması, Venedik Bienali, PEN ABD Edebiyat Ödülü ve Berlin Film Festivali, kriz yaşayan etkinliklerden başlıcaları.
Takvimler 19 Ocak’ı gösterirken ateşkes ilan edildi. Ancak İsrail 18 Mart Salı (dün) ateşkesi bozarak Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarla yeniden sivilleri hedef aldı. Ateşkes tarihinden bu yana Gazze Şeridi'ne yönelik en geniş çaplı hava saldırılarını düzenledi. Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, 18 Mart sabahı boyunca devam eden saldırılarda 400'den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
İşgalin gölgesinde Filistin
İsrail’in ateşkesi bozarak Gazze Şeridi’ne saldırıp yine sivilleri hedef alırken aynı sabah İstanbul’da Filistin topraklarının tarihsel, politik ve kültürel bağlamda nasıl gözlendiğini ele alan "Kuşbakışı Filistin" sergisi açıldı.
Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (ANAMED) açılan sergide, Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren Ortadoğu’daki şiddet, savaş teknolojilerindeki yükseliş ve Gazze’de devam eden yıkım ele alınıyor. Sergi, arşiv belgeleri, fotoğraf albümleri, kitaplar, mektuplar, videolar ve sanat işlerinden oluşuyor.
Tarih boyunca Filistin’e peygamber kıssalarından İsrail dronlarına kadar geniş bir perspektifte kuşbakışı bakılmış. Serginin, “Kuşbakışı Filistin” ismi ve vurgusu ise yıllardır Filistin toprakları üzerinde kurulan işgalci tutumun, boyun eğdirmenin ve denetim altında tutmaya yönelik saldırıların bir metaforu. Böylece sergi adı da bir gerçeği hatırlatıyor: Filistin toprakları yıllardır işgalci güçler tarafından gözetleniyor, kontrol altında tutuluyor.
Sergi, ziyaretçileri “Peygamberin Atı Burak” ile karşılıyor. Bu mit, Hz. Muhammed’in Mekke’den Kudüs’e taşıdığına inanılan bir at. Orta Çağ’dan bu yana çeşitli sanat eserlerinde yer alan bu figür, serginin ismine de ilham vermiş. Zira kadın başı şeklinde tasvir edilen Burak, kuşbakışı olarak tüm coğrafyaya yukarıdan bakıyor.
“Kuşbakışı Filistin” altı bölümden oluşuyor. Birinci Dünya Savaşı’ndan günümüze hava fotoğrafçılığının bir gözetim ve denetim aracı olarak nasıl kullanıldığı inceleyen “Gökyüzü Casusları” isimli bölümü, askeri propagandaların, Filistin’i ‘boş’ ve ‘sömürgeleştirilmeye hazır’ bir bölge olarak nasıl gösterdiğini ele alan ‘Mit ve Düzen’ bölümü takip ediyor. Bu bölümde arşivden belgeler ve Filistin’e yönelik hava saldırılarını temsil eden eserler yer alıyor. Ardından gelen “Kudüs’ün Temsili” bölümü ise Kudüs’ün tarihi ve kutsal mekânlarının minyatürlerden modern haritalara kadar nasıl temsil edildiği gözler önüne seriyor. Serginin bu bölümünde Kudüs’ün farklı devletler tarafından kimi zaman egzotikleştirildiğini, kimi zaman da yalnızca dini yönüyle öne çıkarıldığını ve bunun sömürünün bir parçası olduğunu görmek mümkün.
“Kuşbakışı Filistin” sergisi, Filistin’in demiryolları, limanları, havaalanları ve karayollarıyla Osmanlı döneminden bugüne uzanan ulaşım tarihini video enstelasyonları ve posterlerle anlatan “Hafıza Limanları”; Osmanlı bürokratları ve yazarları, Avrupalı gezginler, sömürge yetkilileri ve araştırmacıların Filistin’e bakışları incelenerek sömürgeci yerleşim politikaları, arkeoloji ve turizm tarihi ele alındığı “Seyahatler ve Arzular” bölümüyle devam ediyor. Bu bölümde bir öğretmenin 1917’de Kudüs’ün işgalini anlatan mektubunu dinleyebilir, o günlere tanıklık eden günlüklerin içine sızabilirsiniz.
“Coğrafi Görünüm ve İktidar” isimli son bölümde ise Filistin’in doğal ve kentsel dokusunun siyasi, ekonomik ve askeri amaçlarla nasıl şekillendirildiği anlatılıyor. Ayrıca İsrail’in hegemonya inşası ve yerel halkın direniş örnekleri belgeleniyor.
“Didaktik bir sergi değil, sadece göstermek istedik”
Küratörlüğünü Yazid Anani, Zeinab Azarbadegan, Zeynep Çelik ve Salim Tamari; asistan küratörlüğünü ise Asma’ Al-Mozayen’in üstlenen sergi, fazlasıyla siyasi. Küratör Zeynep Çelik, serginin arşiv taramasına dair şunları söylüyor: “Her arşivin politik bir yaklaşımı var. Gerçekler manipüle edilebilir, bu yüzden farklı kaynakları tarayarak ele aldık. İngiliz, Osmanlı ve İsrail arşivlerinden yararlandık. Bazen arşivleri söylediklerinden çok, söylemedikleri üzerinden okumaya çalıştık, olaylara farklı bakış açılarından baktık. Didaktik bir sergi değil, sadece göstermek istedik.”
Ramallah’tan İstanbul’a zorlu yolculuk
“Kuşbakışı Filistin” tarihsel süreci yeniden ele alırken günümüz Filistin’ini de anlatıyor. Üstelik serginin hazırlanış süreci de başlı başına anlatılmaya değer bir hikâye.
Serginin küratörlerinden Yazid Anani ve Asma’ Al-Mozayen, Ramallah’tan İstanbul’a varmak için uzun ve bir o kadar da zorlu bir yolculuk yaptı. Al-Mozayen, Yolculuk bizim için gerçekten çok zorlu ve meşakkatliydi” derken Yazid Anani bu zorlu yolculuğu şu sözlerle anlattı: “Filistinliler olarak sınırlarımız üzerinde bir hakkımız yok, her şey İsrail’in kontrolünde. Örneğin, Amman ile Ramallah arasındaki mesafe 80 kilometre. Normalde bir saat sürmesi gereken yol, mevcut geçiş noktaları nedeniyle bazen sekiz ila dokuz saat sürebiliyor. Filistin, İsrail ve Ürdün olmak üzere üç güvenlik kontrolünden geçmek zorundayız. Bir zamanlar Kudüs’te, Ramallah’a yakın Kalandia’da bir havaalanı da vardı ancak şimdi tamamen İsrail’in kontrolü altında ve Filistinlilerin kullanması yasak. Bizi terörist olarak gördükleri için bu havaalanlarını kullanmamıza izin verilmiyor.”
Küratör Anani Avrupa’daki kültür sanat kurumlarının Filistin konusundaki taraflı tutumuna değindi: “ANAMED’in bu sergiye ev sahipliği yapması bizi çok mutlu etti. Çünkü Avrupa’da böyle bir sergi açmak zor; Filistin ile ilgili herhangi bir sergi, antisemitizm suçlamalarıyla susturuluyor. Filistin’in özgürlüğü için sesini yükselten herkes bu suçlamalarla karşılaşıyor. ANAMED’in bu sergiye kapılarını açması çok değerli. Avrupa’da ifade özgürlüğü seçici; 7 Ekim’den sonra Filistinliler olarak bu özgürlüğe inanmıyoruz. Avrupa’da Filistinlilere çifte standart uygulanıyor. Bu serginin Berlin, Fransa, Avusturya ya da Hollanda’da açılacağını sanmıyorum. Umarız başka alanlarda da Filistinlilerin hikâyeleri anlatılabilir.”
*İlk olarak Ramallah’taki A.M. Qattan Vakfı'nda ziyarete açılan sergi, 25 Ocak 2026’ya kadar ANAMED’de ziyaret edilebilecek. Girişler ücretsiz.