Türkiye Ermeni toplumunda yıllardır dile getirilen ancak bir türlü hayata geçirilemeyen meslek lisesi veya günümüzde adına ne denirse densin alternatif eğitim programı olan bir lisenin, planlanıp hayata geçirilmesi yönünde çalışılmalıdır. Bu lise mevcut okullardan mı dönüştürülmeli? Yoksa sıfırdan mı açılmalı? Bu ayrıca planlanması gereken bir konudur.
Bilindiği gibi dördü Avrupa, biri Anadolu yakasında olmak üzere aynı öğretim programının uygulandığı beş lisemiz var. 12 yıl zorunlu eğitim nedeniyle de lise diploması almak yasal olarak zorunludur. Örgün eğitimin yanı sıra her ne kadar açık liseden de diploma alınması mümkün olsa da ailelerin çok önemli bir kısmı çeşitli nedenlerle çocuklarının örgün eğitime devam ederek mezun olmalarını tercih etmektedirler.
Söz konusu nedenler arasında iyi bir üniversite eğitimi almak veya sadece lise diplomasına sahip olmak, çocuğun güvenli ve tanıdık bir çevrede lise eğitimi alması gibi farklı tercihler vardır. Çocuğun isteği ve potansiyeli gözetilerek belirlenen gerçekçi bir üniversite hedefi olduğunda, örgün eğitime devam etmesi yararlıdır. Ancak, üniversite hedefi olmadan sadece güvenli bir ortamda diploma almak amacıyla liseye devam etmenin öğrenciye orta ve uzun vadede yararı tartışmalı bir durumdur. Ailelerin bu tercihlerini duygusal açıdan anlamak ve saygı duymakla birlikte bu seçimlerin çocukların geleceğini nasıl etkileyeceğini de göz ardı etmemek gerekir.
Böyle bir durumda öğrenci ne yapmalı? Mevcut sistemde liselerimizde tek tip program uygulanması nedeniyle gençlerimizin farklı bir seçeneği ne yazık ki yoktur ve eğitim konusunda çözülmesi gereken öncelikli sorunlarımızdan biridir.
Klasik lise programının yetersizliği
Türkiye’de sınav odaklı (LGS, YKS) bir eğitim modeli olması nedeniyle liseden çok iyi bir donanım ve dereceyle mezun olmayan bir gencin -eğer hedefinde varsa- istediği bir üniversite bölümünü kazanması mümkün değildir. Bu durumda lisede geçirilen 4 veya bazen 5 yıllık süre bir kayıptır. Söz konusu süre zarfında öğrencinin okula gitmek zorunluluğu olmadan açık lise sınavlarına girerek bir meslek sahibi olma yönünde değerlendirmesi, geleceği için çok daha yararlı olacaktır. Günümüzde üniversite diplomasına sahip çok sayıda işsiz veya mezun olduğu bölümden farklı bir işte asgari ücret karşılığı çalışmak zorunda kalan gençlerin olduğu bilinmektedir.
Her öğrenci klasik lise programında başarılı olmak zorunda değildir ve buna da zorlanmamalıdır. Yaşadığımız deneyimlerde lise öğrencileri arasında derslerdeki başarısızlıklarını içselleştirerek bir tür öğrenilmiş çaresizlik sendromu yaşayanlara da şahit olduk. Belli branşlardaki başarısızlık hissi, çocuğun başarabileceği alanlarda da çaba göstermemesine ve potansiyelini kullanamamasına neden olmaktadır.
İlköğretim programına oranla oldukça ağır bir ders programının olduğu lisede bu durumun gerek okul gerekse aileler tarafından çözümü çok kolay değildir ve birçok öğrenci sınıf tekrarları sonunda zorunlu olarak eğitimine açık lisede devam etmek durumunda kalmaktadır. Lisede öğrenciye sınıf geçebilmesi için hak ettiğinden fazla not vermenin ise eğitim ve öğretim açısından sakıncaları vardır. Öncelikle diğer öğrenciler açısından adalet duygusunu zedeleyen böyle bir uygulama aynı zamanda söz konusu öğrencinin gelişimi hakkında yanlış yönlendirilmesi, üniversite giriş sınavlarında yaşayacağı zorluklar, orta ve uzun vadede karşılaşacağı rekabet ortamlarında zorlanması, toplumsal sorumluluk ve etik anlayışının gelişmemesi gibi birçok konuda sorunlar yaşamasına neden olacaktır.
Sanat ve sporla ilgili özel bir alanda üstün yeteneğe sahip olan öğrenciler için lisede bazı ayrıcalıklar tanınması anlaşılır bir durumdur. Ancak, bunun da sosyal ve pedagojik duyarlılıkların gözetilerek yönetilmesi önemlidir. Zaten farklı program uygulayan bir lisenin var olduğu durumda söz konusu alanlarda yeteneği olan öğrenciler klasik lisede olmak zorunda kalmayacaktır.
Çocukların sahip oldukları faklı potansiyellerini ortaya çıkartmakta yeterli olmayan klasik sistemin alternatifi olabilecek Türkiye’de meslek liseleri var olmakla birlikte yeteri kadar yaygın ve güncel olmamaları ve farklı nedenlerden dolayı aileler tarafından çok tercih edilmemektedir. Özetle Türkiye Ermeni toplumunun klasik lisede yeteri kadar başarılı olamayacak çocuklara yönelik alternatif bir lise eğitimine ihtiyacı olduğu açıktır.
Ön lisans programlarının avantajları
Üniversitelerde 2 yıllık ön lisans ve büyük çoğunluğu 4 yıl olan lisans bölümleri bulunmaktadır. Lisans bölümlerini kazanabilmek ön lisansa oranla daha yüksek puan almayı gerektirir. Bununla birlikte, mezuniyetten sonra iş bulma açısından bakıldığında ise 2 yıllık ön lisans mezunlarının birçok lisans mezunundan daha avantajlı olduğu görülmektedir. Özellikle sağlık bilimleri (fizyoterapi, hemşirelik), elektrik-elektronik teknolojisi, otomotiv ve enerji üretimi gibi alanlar ile lojistik, muhasebe ve finans, bilgisayar programcılığı, gastronomi gibi ön lisans bölümleri, iş bulma açısından avantajlıdır.
Mevcut liselerimizde genelde yeterli akademik başarıyı elde edemeyen öğrencilerin tercih etmek zorunda kaldıkları 2 yıllık ön lisans bölümleri meslek lisesi öğrencileri tarafından zaten bilinçli ve hazırlıklı olarak tercih edilmektedir. Uygulanacak yeni lise programında kendilerine gerçekçi hedefler koyarak aynı zamanda ilerde eğitim alacakları yüksek öğrenime temel düzeyde hazırlanmaları öğrencilere daha mutlu ve başarılı bir okul hayatı sunmanın yanı sıra gelecekte istihdam açısından da avantaj sağlayacaktır.
Böylece ailelerin de tercihleri doğrultusunda çocukları öğrenimlerine örgün eğitim sisteminde devam edebileceklerdir.
Alternatif lise modeli
Türkiye Ermeni toplumunda yıllardır dile getirilen ancak bir türlü hayata geçirilemeyen meslek lisesi veya günümüzde adına ne denirse densin alternatif eğitim programı olan bir lisenin planlanıp hayata geçirilmesi yönünde çalışılmalıdır. Bu lise mevcut okullardan mı dönüştürülmeli? Yoksa sıfırdan mı açılmalı? Bu ayrıca planlanması gereken bir konudur. Eğitimle ilgili bu projenin başarılı olabilmesi için de öncesinde; açılması planlanan bölümlere yönelik İhtiyaç belirlemek amacıyla talep analizi, öğretmen temini, bütçe gibi konular hakkında ayrıntılı çalışmalar yapılması önemlidir.
Günümüz koşullarına uygun eğitimler; Bilişim teknolojileri, tarım ve gıda teknolojileri, sağlık ve bakım, sanat ve kültür, girişimcilik olabilir. Ayrıca; geleneksek zanaatlarımız olan kuyumculuk, gümüşçülük gibi alanlarla ilgili eğitimler de düşünülebilir.
Öğrenciler için gerçekçi hedefler
Lisans veya ön lisans, her şeyden önemlisi öğrencilere yönelik gerçekçi hedeflerin konulması ve alternatif eğitim yollarının geliştirilmesi, onların ileriki yıllarda daha mutlu ve başarılı bireyler olmalarını sağlayacaktır. Hedefler belirlenmeden başarı veya başarısızlıktan söz etmenin çok anlamı yoktur. Liselerin çeşitlendirilmesi projesinin gerçekleşmesi bir veya birkaç kişinin iradesini aşar ve özellikle okulu olan vakıfların da dahil olduğu toplumsal bir mutabakatı, ortak bir iradeyi gerektirir. Hazırlık aşamasında ilköğretim de dahil farklı katmanlardan eğitimcilerin, sosyal bilimcilerin, ailelerin ve gençlerin katkı sunmaları önemlidir.
Hatırlatmakta yarar var; 2000 yılında bir grup eğitimcimiz tarafından hazırlanan raporu tekrar okursak azalan okul ve öğrenci sayımız dışında günümüzde ne yazık ki değişen bir şey olmadığını, 25 yıl önce var olan sorunların güncelliğini yitirmediğini görürüz.
Zorunluluktan doğan nedenlerle okul kapatmak aşamasına gelinmeden okullarımızın misyonlarını güncellemek ve günümüz ihtiyaçlarına yönelik önlem alınması kaçınılmazdır.
(Armen Saruhanyan, Surp Haç Tıbrevank Lisesi’nin eski müdürüdür)