BM'ye bağlı Uluslararası Adalet Divanı, Gazze'de yaşananlar nedeniyle İsrail hakkında açılan soykırım davasında İsrail'in 'dosyanın reddi' talebini reddetti. Ateşkes çağrısı yapmayan mahkeme, İsrail'den ölümleri durdurmasını talep etti.
Gazze'ye saldırılarda BM Soykırım Sözleşmesi'ni ihlal edildiği gerekçesiyle İsrail'e karşı Lahey'de bulunan Uluslararası Adalet Divanında (UAD) açılan davada ihtiyati tedbir talebine ilişkin karar açıklandı.
Mahkeme İsrail’in Gazze'deki soykırım eylemlerini engellemek için tüm önlemleri almasının zorunlu olduğuna, Gazze’deki felaket boyutundaki insani durumun, tedbir kararı vermesini gerektirecek düzeyde “acil tehlike” teşkil ettiğine hükmetti.
Ara kararı, Lahey’deki Barış Sarayı’nda bulunan ICJ'nin 14 daimi üyesi ile İsrail ve Güney Afrika’yı temsilen birer yargıçın yer aldığı 16 kişilik heyet açıkladı.
Kararda, İsrail'in, kendisine bağlı güçlerin Gazze’de soykırım yapmayacağını garanti etmesi gerektiğini vurgulandı.
İsrail’in uluslararası yasal yükümlülükleri kapsamında, geçici karara uymak için alacağı önlemleri bir ay içinde Lahey’e bildirmesi istendi.
Tedbir kararı, kamuya açık bir oturumda Divan Başkanı yargıç Joan Donoghue tarafından okunurken şu ifadeler kullanıldı:
"Gazze'de yaşanan insani trajedinin son derece farkındayız ve can kayıplarından derin endişe duyuyoruz. İsrail, soykırımın yaşandığını yalanlamaktadır, soykırım suçlamalarını reddetmiştir, hukuksal temelden yoksun olduğunu ifade etmiştir. Mahkemenin görüşüne göre, Güney Afrika'nın iddialarının bir kısmı sözleşmenin maddelerinin bir kısmı içine girebilir. Tüm taraflar sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Güney Afrika'nın İsrail'e ilişkin başvurusu uygundur. Güney Afrika'nın ortaya koymuş olduğu iddiaların makul olup olmadığı değerlendirilecek. Taleplerin mantıklı olup olmadığı konusunda henüz karar verilmemiştir. Sözleşmeye göre soykırıma iştirak etmek ve cesaretlendirmek de soykırım suçları arasında sayılmaktadır."
Açıklama şöyle devam etti:
"Soykırım sözleşmesiyle korunan insanların korunması için tüm ülkeler adım atabilir. Filistinlilere baktığımız zaman soykırım sözleşmesinin 2. maddesi uyarınca koruma altında olması gereken bir gruptur. İsrail saldırıları, çok sayıda insanın ölmesine, sivil alt yapının zarar görmesine, insanların yerinden edilmesine neden olmuştur. Gazze nüfusunun yüzde 93'ü kriz seviyesinde bir açlıkla karşı karşıyadır. Gazze'deki çocuklar ciddi travmalarla karşı karşıya, 1,4 milyon insan sığınaklarda yaşamaktadır, hastalıklar yayılmaktadır. Bir neslin buna maruz kaldığı görülmektedir, pek çoğu annesiz ve babasız kalmıştır. Çocukların yaşadığı dram gerçekten yürek parçalayıcıdır."
Filistin Dışişleri Bakanı, Adalet Divanı'ndan çıkan karar için 'memnuniyet verici' yorumunu yaptı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ara karar sonrası yaptığı açıklamada ülkesinin soykırımla suçlanmasının "inanılmaz" olduğunu savundu.
Netanyahu, ülkesinin kendisini savunma hakkı olduğunu belirttikten sonra, "İsrail'in bu temel hakkını elinden zorla almaya çalışmak, Yahudi devlete açık bir ayrımcılık uygulamaktır" mesajı verdi.
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant da ICJ’nin kararına itiraz etti. Sosyal medyada "İsrail devletine, teröristlerle Gazze'deki sivil halk arasında ayrım yapmakla ilgili ahlak dersi verilmesine gerek yok" şeklinde bir paylaşım yaparak Güney Afrika'nın talebini "antisemitik" olarak nitelendirdi.
Güney Afrika heyeti ara kararları "açık bir zafer" olarak yorumladı. Dışişleri Bakanı Naledi Pandor mahkeme dışında yaptığı açıklamada, Gazze'de "ateşkes kelimesinin de hükme dahil edilmesini istediğini ancak yine de verilen ara karardan memnun olduğunu" söyledi.
BBC'ye konuşan Güney Avustralya Üniversitesi’nden hukuk profesörü Juliette McIntyre, İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki mevcut yükümlülüklerine uymasını talep eden ara kararın "dikkatlice dengelenmiş bir hüküm" olduğunu söyledi.
Bunun Güney Afrika açısından “kesinlikle bir kazanç” olduğunu yine de “hemen muazzam değişimler yaşanmayacağını” belirten McIntyre, “Bazıları mahkemeye daha ileri gitmediği için eleştirecek ama tam ateşkes kararının çıkması hiçbir zaman olası değildi” diye konuştu.
(Ajanslar, BBC Türkçe)