YETVART DANZİKYAN

Yetvart Danzikyan

KARDEŞÇESİNE

Öcalan’ın mesajı ve analizi ne anlatıyor?

PKK ne diyecek bilemiyoruz. Peki Öcalan PKK için “Kendinizi feshedin” derken Kürtlere bilhassa da Türklere ve iktidara ne diyor? Şöyle: "Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur" Elbette bunlara kimsenin itirazı olamaz. Ama iktidar açısından pek de emin olamıyorum. Türk-Kürt ittifakından bahseden Öcalan'ın “Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir” cümlesi de dikkat çekiyor. Evet PKK Leninist bir örgüt. Dolayısıyla gelişmelere buradan bakması doğal. Ancak Kapitalist modernitenin 200 yıl boyunca bu ittifakı “parçalama” gayretinde olduğunu düşünmek farklı bir okumayı gerektiriyor ve ben o okumayı açıkçası pek yapamıyorum. 1. Dünya Savaşı bittiğinde ve Milli Mücadele başladığında Türk-Kürt ittifakı, tamamen değilse de bir açıdan “Ya Ermeniler geri dönerse?” gibi bir “tehdit algısı” üzerine kurulmamış mıydı?

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın aylardır beklenen çağrısı DEM Parti-İmralı heyeti tarafından 27 Şubat Perşembe günü açıklandı ve Öcalan “Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” dedi. 

Evet Öcalan’ın PKK için “Silah bırakın” çağrısı yapması bekleniyordu zaten, ancak “Kendini feshetmelidir” demesi dikkat çekici. Keza “Tüm silahlı gruplar” gibi bir ifade kullanması da. 

PKK ne diyecek bilemiyoruz. Daha önce Murat Karayılan “Silah bırakmak için Öcalan ile aramızda mekanizmalar geliştirilmeli” mealinde konuşmuştu ancak PKK adına daha sonra yapılan açıklamalarda “Rehber Apo”nun sözlerinin dikkate alınacağı yönünde mesajlar verildi. 

Yine de sonuçta biraz önce not düştüğümüz gibi PKK ne diyecek bilemiyoruz. Hükümet kanadından gelen ilk açıklamalar da zaten “Biz sonuca bakarız” yönünde. 

Peki Öcalan mesajında başka ne diyor? Analizlerine yakından bakalım:

“Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir.

Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.”

Burada Türkler ve Kürtlerin “hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir” cümlesi dikkat çekiyor. 

1000 yıllık bir süreçten de bahsedildiğine göre ‘Kimdir bu hegemonik güçler acaba?’ diye düşünmeden edemedim. Somut bir yanıt da bulamadım açıkçası. Her “güç” giriyor bu listeye, üstelik Osmanlı da zaten gayet hegemonik bir güçtü.

Sonrasında “Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir” cümlesi dikkat çekiyor. 

Evet elbette PKK Leninist bir örgüt. Dolayısıyla gelişmelere buradan bakması doğal. Ancak Kapitalist modernitenin 200 yıl boyunca Türk-Kürt ittifakını “parçalama” gayretinde olduğunu düşünmek  farklı bir okumayı gerektiriyor ve ben o okumayı açıkçası pek yapamıyorum. 1. Dünya Savaşı bittiğinde ve Milli Mücadele başladığında Türk-Kürt ittifakı, tamamen değilse de bir açıdan “Ya Ermeniler geri dönerse?” gibi bir “tehdit algısı” üzerine kurulmamış mıydı? 

Ama belki de Öcalan Şeyh Sait İsyanı’nda İngiltere’nin rolü hakkındaki tartışmalar üzerinde duruyordur. Bunu da bilmiyoruz. Gerçi hemen sonra “Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç (ittifakın parçalanması kastediliyor. YD) hızlanmıştır” diyerek bir denge de kuruyor. 

Peki, Öcalan meseleye “Kapitalist Modernite” açısından baksın elbette ancak mesajının başında PKK için “Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990'larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK'nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır” diyor. 

Yani PKK gerek teori gerekse de pratik anlamda “anlam yoksunluğu”na uğramış durumda. Özetle bu konulardaki mesajlarda kendi adıma bir netlik bulamadım. 

Peki Öcalan PKK için “Kendinizi feshedin” derken Kürtlere bilhassa da Türklere ve iktidara ne diyor?

Şöyle: 
“Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.”

Elbette bunlara kimsenin itirazı olamaz. Ama iktidar açısından pek de emin olamıyorum. 

Velhasıl Öcalan’ın mesajıyla Türkiye tarihinde yeni bir evreye giriyoruz orası kesin. Silahların sustuğu ve gencecik insanların hiç olmazsa bu yüzden ölmeyebileceği bir evre. 

Hitama ermesini bekleyelim ve şimdi iktidarın da ne yapacağına bakalım. Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Gezi tutukluları, geçen hafta ve önceki haftalarda tutuklanan gazeteciler ve hak savunucuları hapiste kalmaya devam edecekler mi? Kayyım politikaları tüm hızıyla sürecek mi? Seçilmiş belediye başkanları yine keyfi nedenlerle görevden alınacak mı? Göreceğiz. 

Heyette yer alan Sırrı Süreyya Önder, Öcalan’ın metinde varolmayan bir mesajını paylaştı. "'Perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir' notunu da bizlere iletti" dedi Önder. 

Bu mesaj metinde bu vurgularla yoktu. Niye yoktu, bilemiyoruz. Silahlar sussun gencecik insanlar ölmesin, devlet de artık “hukuk devleti” olmaya geri dönsün. Bu temennilerle bitirelim.