Sivas Katliamı davasında tutuklu bulunan 23 kişinin dün tahliye edilmesine, Sivas'ta katledilen Nesimi Çimen, Metin Altıok ve Behçet Aysan'ın çocukları ortak bir mektup yazarak tepki gösterdi.
Sivas katliamı davasında idam cezası alan ve cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrilen 23 kişi dün tahliye edildi. Yunis Karataş'ın başvurusu üzerine 2023’te Anayasa Mahkemesi, sanıkların herhangi bir terör örgütüyle bağlantılarının tespit edilmemesi halinde 30 yıl tutukluluğunu dolduran hükümlüler için tahliye yolunu açtı. Böylece Madımak katliamının failleri de tahliye edilmeye başladı.
AYM kararı sonrası yapılan tahliyelere tepkiler yükseldi. 93 Sivas Katliamı'nda babaları yakılarak öldürülen Eren Aysan (Behçet Aysan), Zeynep Altıok (Metin Altıok) ve Mazlum Çimen (Nesimi Çimen), ortak bir mektup yazarak, tepkilerini dile getirirken aynı zamanda yaşanan adaletsizliğe de isyan ettiler.
Aysan, Altıok ve Çimen, mektuplarında şöyle dedi: Ancak bizi elimizde ve avcumuzda bir tek babalarımızın mezar taşıyla bırakanlar bilsinler. Size sesleniyoruz: Ey babalarımızı yakanlar, katiller, onların işbirlikçileri ve işverenleri... Gününüz kutlu olsun! Radikal İslamcılarla her türlü çıkar işbirliğine giren yapılar... Sizin de kutlu olsun gününüz! Midas’ın kulaklarını ifşa etmeyi sürdüreceğiz. Tek bildiğimiz, inadına, bir gün, son sözü söyleyecek taraf olacağız. Bir gün, Behçet Aysan’ın ve Metin Altıok’un dizelerini, Nesimi Baba’nın türkülerini yüzünüze haykırarak söyleyeceğiz! Gözleriniz gözlerimizde olacak. Bu sözümüzü unutmayın!"
Mektubun tamamı şöyle:
Midas'ın kulakları, eşek kulakları
Ateşin insan etini nasıl yaktığını bilmiyoruz, tanık olmadık ama aynı ateşin ailelerimizi parça parça edip dağıtmasında deneyimliyiz. Üstelik bu bilgiye çocuk denecek yaştan, tam 31 yıl öncesinden sahibiz. Çünkü bizler, Madımak yangınında, “Yaşasın şeriat”, “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak!” hezeyanlarıyla taşkınlaşan, elindeki paçavralara benzin dökerek yangın çıkaran çıldırmış güruha karşı, sekiz saat boyunca kaldıkları otelden yardım isteyen, sonra da diri diri yakılarak öldürülen şair Metin Altıok, şair Dr. Behçet Aysan’ın ve ozan Nesimi Çimen’in evlatlarıyız.
Neler görmedik biz?
Payımıza düşen ağıtların içinden geçen bir ömürmüş meğer. Oysa bir ağız vişne dolusu gülebilirdik. Siyasi cinayetlerde “cezasızlık” olgusunun yerine gerçek anlamıyla “yargılama” sağlanabilseydi ezber ettiğimiz hikâyenin içine gömülmezdik. Ne acı ki yıllar boyunca bize dayatılan hikayede, yerinde saydığımız adalet mücadelesini, ses duyurma çabasını, engelleri yaşadık. Unutturmamak için yılmadan, usanmadan çalıştık, çabaladık. Firari sanıkların ısrarla ve bilinçli şekilde yakalanamadığı bir sistemin içinde zamanaşımı dayatmasıyla sınandık. Her duruşma başka bir skandal yaratmasıyla sınav oldu bize. Yıllardır aranan sanıkların evlerinde, karakola metrelik mesafelerde yaşadığını öğrendik. Ölümü dahi bizden saklanan azılı sanığın, bu katliamın arkasındaki gerçeklerin açığa çıkması için kilit isim olan en karanlık adamın kimlik tespiti için karısından DNA alındığına tanık olduk.
Kanıksanmışlıktan yorulduk
İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan sanıkların iadesini istemek yerine, görev tanımı dışında mahkemeye zaman aşımı öneren bir idari birimin usulsüzlüğü ile karşılaştık. Her duruşma bir iki dakika sürdü ve bu rutini kalıcı kılmakla görevlendirilen hukuk bükücülerce aylar sonrasına atıldı. “Hayırlı olsun” sözü bizim utancımız olarak saklı kaldı. Katliamın bir başka sanığı, hukuka bile başvurma gereği duyulmadan bir fetva ile “dede” denilerek cezaevinden alkışlarla çıkartıldı. Sonrasında ise pek çok faili meçhul cinayette olduğu gibi katliamın temelindeki ilişkilerin hiçbir şekilde aydınlatılmadığına, adaletin rafa kaldırıldığına, anayasanın dahi üzerinde olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin defalarca ihlal edildiğine tanık olduk. İnsanlık suçlarında emsal niteliği de taşıyan ve devam eden en büyük dava olan Sıvas katliamı davası, “zamanaşımına uğratıldığından beri AYM’de dosyası bekletilirken, bu ülkenin aydınlarının, sivil toplumun, muahlefet partilerinin bile kanıksamışlığı yüzümüze bir tokat gibi indi.
Elbette taze mağduriyetleri kalabalık bir ülkede öncelikli gündem olmak güç ancak tam da bu nedenle yüksek sesle ve bilinçli farkındalık gerekli. Bunu haykırıyoruz ama sesimiz ıssız kuyularda bile çınlamıyor. Zamanaşımı kararına itirazımızı 12 yıldır gündeme almayan AYM, bir katilin başvurusunu hızla gündeme alıp barbarları sokağa salabiliyor.
24'ü bırakıldı, 6'sı daha bırakılacak
Sonuç olarak bir arpa boyu yol gidemedik, sistemli bir unutturuluşun içinde debelendik durduk. Ancak dün idamla yargılanıp cezaları müebbet hapis cezasına çevrilen tam 24 sanığın tahliye olduğunu öğrendik. Son bilgimize göre cezaevinde kalan 6 sanık da önümüzdeki günlerde bırakılacak. Böylece cezaevinde Sıvas katliamı davası nedeniyle yatan tek sanık bile kalmayacak.
Çığlığımızla başbaşayız
Katliamda babalarını yitirmiş evlatlar olarak yıllar yılı yalnızca babalarımız davasında değil, bugüne kadar gelen haksız ve hukuksuz olduğuna inandığımız pek çok davaya gönülden katıldık. Bu ülkede ortak adalet arayışının ortak sesi olmak adına sırtımızda zaman zaman haddinden fazla yük taşıdık. Ancak bugün, ülkenin hemen her yeri nefessiz kalmışken hiçbir dönemdeki kadar çaresizliğimizden taşan isyanımız ve haykırışımızla baş başa kaldığımızı hatırlamıyoruz. Şimdiki iktidar partisinin kurucu kadrosunun Sıvas davasının avukatlığını üstlenme gayreti böylece amacına ulaşmış görünüyor.
Son sözü biz söyleyeceğiz
Ancak bizi elimizde ve avcumuzda bir tek babalarımızın mezar taşıyla bırakanlar bilsinler. Size sesleniyoruz: Ey babalarımızı yakanlar, katiller, onların işbirlikçileri ve işverenleri... Gününüz kutlu olsun! Radikal İslamcılarla her türlü çıkar işbirliğine giren yapılar... Sizin de kutlu olsun gününüz! Midas’ın kulaklarını ifşa etmeyi sürdüreceğiz. Tek bildiğimiz, inadına, bir gün, son sözü söyleyecek taraf olacağız. Bir gün, Behçet Aysan’ın ve Metin Altıok’un dizelerini, Nesimi Baba’nın türkülerini yüzünüze haykırarak söyleyeceğiz! Gözleriniz gözlerimizde olacak. Bu sözümüzü unutmayın!