YETVART DANZİKYAN

Yetvart Danzikyan

KARDEŞÇESİNE

Ogün Samast’ın ifadesi ve sorular

Bu kadar çok kamu görevlisinin yargılandığı başka bir siyasi cinayet yok. Herhâlde her seferinde yeniden başlayan başka bir siyasi cinayet davası da yok. Bu kadar duruşmadan sonra hâlâ ilerleyemiyorsak bunun basit açıklamaların ötesinde bir nedeni olmalı, değil mi?

Geçen yıl tahliye edildikten sonra kamuoyunda oluşan tepkiler üzerine hakkında yeniden dava açılan, Hrant Dink’in katili Ogün Samast 6 Mart’ta ifade verdi. Samast “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçlamasıyla yargılanıyor. İşin ilginç tarafı, TCK’daki bu madde Anayasa Mahkemesi tarafından iki ay kadar önce iptal edildi. Yerine yeni bir madde getirildi ama onun da yürürlük tarihi Haziran 2024. Hukuki açıdan nasıl bir tabloyla karşılaşacağımızı bu açıdan pek bilmiyoruz.

Duruşmaya gelirsek; Samast bu davanın 6 Aralık’ta yapılan ilk duruşmasında ifade vermemişti, ikinci duruşmada ancak verebildi. Açıkçası çok da yeni bir şey söylemedi. Bu cinayeti Yasin Hayal ve Erhan Tuncel’in yönlendirmesiyle işlediğine işaret eden açıklamalar yaptı. Şöyle dedi: 

“Yasin, ‘Bu işten vazgeçersen senin de başın belaya girer’ diye beni tehdit ediyordu. Yasin’den korkuyordum. Yasin sıradan vatandaş değil, McDonalds’ı bombalamıştı, başka eylemleri vardı. Yasin yüzünden istemediğim olaylara dahil oldum. Ben korkuyordum, 16 yaşındaydım. Erhan ve Yasin, ‘Sırtın sağlam, rahat ol, başına bir iş gelmeyecek, emniyet arkamızda, devlet arkamızda, istediğinizi yapın, geniş takılın’ diye konuşmalar yapıyordu.”

Bunlar ilk kez dile getirilen ifadeler değil, bilindiği gibi. Ancak duruşma tuhaf bir havada cereyan etmiş belli ki. Bu kadar kritik bir cinayet sanki bir alacak-verecek meselesiymişçesine ele alınmış, ifadelerden bunu anlıyoruz. Samast’ın cinayetle ilgili hiçbir pişmanlık belirtisi göstermediğini anlıyoruz mesela. Keza mahkeme heyeti de bu kadar kritik bir davada meseleyi daha da açacak sorular yöneltmemiş.

Her zaman söylüyoruz, Dink cinayetinde o karanlık perde hâlâ aralanmamıştır ve yargının esas işi bu olmalıdır. 

Ancak şu süreci gördüğümüzde de sanki devletin, hükümetin ve yargının bizi Samast’ın söylediklerine odaklamak gibi bir faaliyet içinde olduğunu düşünmek gayet mümkün. Yani “Bu sözlerle meşgul olun” gibi bir tutum seziliyor diyebiliriz. Kimi medya kanalları için de aynı şeyi söylemek mümkün. 

Ne diyor mesela Samast: “‘Emniyet arkamızda, devlet arkamızda’ dediler.”

E bunu biliyoruz zaten. 2007’den beri, yani 17 yıldır bildiğimiz, her zaman tekrarladığımız bir şey bu. 

Evet, emniyet ve devlet bu cinayetin arkasında ama nasıl? Ne şekilde?

Hrant Dink hakkında bu kadar ihbar ve tehdit varken İstanbul Emniyeti niçin koruma önlemi almadı?

Trabzon Emniyeti ya da Trabzon Jandarması bu grubu niçin dağıtmadı? Bir tek sorgu faslı belki de bu cinayeti önlemeye yetecekti. Azmettiriciler neden devletin arkalarında olduğu hissiyle bu kadar rahatça hareket ettiler?

Elbette daha pek çok soru var: Hrant Dink’i 2007’ye kadar hedef hâline getiren süreç niçin soruşturulmuyor? Öyle ya, Dink bir günde öldürülmedi. 

Hrant Dink’i Valilik’te sorgulayan MİT görevlileri niçin dinlenemiyor?

Dink ailesinin avukatlarının Yargıtay’a yönelttiği talepler niçin karşılık bulmuyor?

Bu kadar çok kamu görevlisinin yargılandığı başka bir siyasi cinayet yok. Herhâlde her seferinde yeniden başlayan başka bir siyasi cinayet davası da yok. 

Bu kadar duruşmadan sonra hâlâ ilerleyemiyorsak bunun basit açıklamaların ötesinde bir nedeni olmalı, değil mi?

Evet, elbette tüm bu mahkemeler önemli, yeni bir açılım bulabileceğimiz her imkân önemli, bunları yadsıyamayız.

Ancak artık esasa geçme vaktimiz gelmedi mi? 

Hepimiz iyi biliyoruz ki Hrant Dink cinayetiyle, yani bu ırkçı cinayetle tam anlamıyla yüzleşmeden bu ülkenin aydınlık bir yolda ilerlemesi mümkün olmayacak.