ARA

Tarihle yüzleşme gerekli ama...

Holokost’u, Holokost sırasında Yahudilere karşı işlenen korkunç suçları bilmek, hatırlamak, kurbanla empati yapmak ve tüm bunlardan demokrasiye dair gerekli dersleri çıkarmak, İkinci Dünya Savaşı sonrası Alman kimliğinin temel özelliği hâline geliyor. 2000’li yıllara kadar ülkedeki göçmen kökenli Müslüman topluluklar ‘dışarlıklı’ ve ‘alakasız’ olarak nitelendirilerek bu hafızanın dışında tutuluyor. Fakat 2000’lerde, bu toplulukların, Holokost hafızası ve antisemitizm karşıtı bilinci taşımadıkları için Alman demokrasisinin temel değerlerini benimseyemedikleri, dolayısıyla o demokrasi için risk oluşturdukları kanaati yaygınlaşıyor. Bu değerleri ve bilinci onlara kazandırmak için gerek federal, gerek yerel, gerek sivil toplum örgütleri eğitim programları, atölyeler, hatta hafıza mekânına çevrilmiş Nazi toplama kamplarına geziler düzenliyor.
Naklen soykırım

Kendi halkı da 100 yıldan biraz daha fazla bir süre önce soykırıma uğramış, çeyrek yüzyıl boyunca bu olayları araştırmış ve soykırım üzerine kafa yormuş biri olarak benim için, İsrail’in Gazze saldırıları –ve Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet ve mülksüzleştirme eylemlerine Netanyahu hükümetinin gösterdiği müsamaha ve İsrail Ordusu ile polisinin verdiği destek– açıkça soykırımsaldır ve bu şekilde tanınmalıdır.
Netanyahu ‘Ermeni Holokostu’nu hatırlarken

Netanyahu “Ermeni Holokostu”nu hatırlarken ne söylüyor? Geçmişte yaşanmış mezalimlere dair iki tür hatırlama söz konusu olabilir. Bunlardan biri, gelecekte bu tür suçların işlenmesini engellemeye dönük bir hatırlamadır. “Bir daha asla!” sloganı, savaş suçlarının ve kitlesel imha hareketlerinin ardından uygar bir düzen kurma yolundaki ilk adımdır. Fakat Netanyahu bu sloganı değil, başka bir sloganı benimsiyor: “Bize karşı bir daha asla!”
DÜNYA Köln’deki Ermeni Soykırımı anıtı neden tartışma konusu oldu?

2018’de, Ermeni Soykırımı’nı hatırlamak ve hatırlatmak için, Köln’ün en meşhur bölgesinde, sırtını Ren Nehri’ne dayayan, Alman eski İmparatoru II. Wilhelm’in at üstündeki heykeline bakan bir anıt dikildi. İlias Kevork Uyar’ın da aralarında bulunduğu bir grup sivilin inisiyatifiyle kurulan Soykırımları Hatırlatma İnisiyatifi’nin öncülüğünde dikilen bu anıt, ilk günden bu yana bir tartışma konusu.
Dış politika bu kadar mı alet edilirmiş iç politikaya?

Almanya’yla konuşulup halledilecek yüklü bir dış politika gündemi varken, CB Erdoğan Başbakan Scholz’la görüşme öncesi yaptığı ortak basın toplantısında çok değişik bir çıkış yapıyor. Türkiye’ye bir yabancı cumhurbaşkanı gelip de ‘Siz Ermenilere soykırım yaptınız, biz yapmadık’ demiş olsa neler olur, hiç düşünmüyor.
DÜNYA Almanya, sorumluluğuna sen çoktan ihanet ettin

İsrailli gazeteci ve yazar Amira Hass, Almanya'nın İsrail'e verdiği desteği eleştiren bir yazı kaleme aldı. 16 Ekim'de Haaretz gazetesinde yayınlanan yazı Almanya Şansölyesi Olaf Scholz'a doğrudan hitap ediyor. 2009 Hrant Dink Ödülü sahibi olan Hass'ın yazısını Milena Büyüm Agos için Türkçeye çevirdi.
DOSYA Raphael Lemkin’in otobiyografisi: “Tamamen Gayrıresmi”

Lemkin, Holokost sırasında annesi ve babası dâhil ailesinden kırk dokuz kişiyi Treblinka toplama kampında kaybetmişti. Muhtemelen bu travmadır, Lemkin’in ırkçılığa ve soykırıma karşı verdiği mücadelede enternasyonalist kalmayı sürdürme nedeni. Ancak yıllar sonraki çeşitli beyan ve yazılarından öğrendiğimiz üzere Lemkin'in ‘soykırım’ terimini yaratmasına neden olan şey daha çok, 1900’lerin başlarında Osmanlı İmparatorluğu’nda Anadolu Ermenilerine karşı uygulanan katliamlar ve 1932-33 yıllarında da Stalin’in Ukrayna ve Kuban bölgesinde sunî olarak yarattığı ve yaklaşık 8 milyon insanın öldüğü -Holodomor- kıtlık politikasıdır.
KÜLTÜR SANAT Muzaffer Erdoğdu’nun anısına

Yayınevinin Kadıköy’deki ofisi farklı çevrelerden yazarların, aydınların uğrak yeriydi. Önerilere her zaman açıktı, ‘Acaba satar mı?’ kaygısı olmadan. Zengin yayın perspektifine karşın, Pencere Yayınları’nın hak ettiği ilgiyi gazete ve dergilerde gördüğü söylenemez. Tabu konulara el attığı için belki de…