23 Ekim 2014 Perşembe Anasayfa | Arşiv | Site Aboneliği | Gazete Aboneliği | Künye | İletişim | Հայերէն
 

Sizin Atike babaanneniz yok mu?

Günlerdir Ayşe Arman’ın Gonca Vuslateri ile yaptığı söyleşi konuşuluyor. Gonca Vuslateri sözünü sakınmadan, aman şöyle konuşsam acaba beni sevmezler mi derdine düşmeden, kendisine de ayna tutup, özeleştiri de yaparak anlatmış içinden geçenleri.

30 Eylül 2013 Pazartesi 20:08

NAYATKARAKÖSE
nayatk@gmail.com

Günlerdir Ayşe Arman’ın Gonca Vuslateri ile yaptığı söyleşi konuşuluyor. Gonca Vuslateri sözünü sakınmadan, aman şöyle konuşsam acaba beni sevmezler mi derdine düşmeden, kendisine de ayna tutup, özeleştiri de yaparak anlatmış içinden geçenleri. Söyleşinin dikkat çekici olan ve es geçilen açıklamalarından birisi her daim sevgisini dile getirdiği Atike babaannesinin Atatürk ile ilgili kırgınlığını aktarması. Şöyle diyor Vuslateri;

“Onu da gördüm, onu da gömdüm! Ölmeden önce geçirdiğimiz bir yaz var. Tüm detaylarıyla Sakarya Harekâtı'nı dinlediğim bir yaz. Atatürk'e kırgın olarak öldü Atike Babaanne. Neden? Şapka Devrimi olmuş, adapte olamamış. Harf Devrimi olmuş, hoop Arapça harfler gitmiş, Türkçe gelmiş. Uyum sorunu yaşamış.”

Kızgınlık öne çıkınca

Tepkimizi dile getirirken veya eleştirirken genelde kızgın oluyoruz, kırgın olsak da bunu ifade etmeyi kendimize yediremeyip kırgınlığı kızgınlık halleriyle kamufle etmeye çalışıyoruz. Hatta bazen bu kine dönüşüyor ve ürkütücü oluyor. Kızgınlık ön plana çıkınca da karşı taraf nüfuz edemiyor ve kamufle edilen kırgınlığın nedenlerini anlayamıyor.

Kim bilir belki de bu söyleşiyi okuyan ve Atatürk’e en ufak bir eleştiriyi adeta günah sayıp horlayan birçok kişi bir durup düşünecek... Ya aslında Atatürk de hata yapmış olabilir, kolay mı bir gecede adapte olmak, alışkanlıklardan vazgeçmek diye sorgulamaya başlayacak. Çünkü ezberlediğimiz kalıp şu:

Şapka devrimi kaç yılında oldu? : 25 Kasım 1925.

Amaç neydi? : Çağdaşlaşmak, muasır medeniyetler seviyesine bir adım daha atmak…

Bilmediğimiz, halı altına süpürülen ise Mehmet Necati Efendi ve birçoklarının bu uygulamayı protesto ettiği için, direndikleri için İstiklal Mahkemeleri’nde idam edilmesidir. Bu ‘devrimin’ bir başkasının nazarında ‘yaptırım’, ‘vazgeçiş’ ve ‘alışılması çok güç’ bir uygulama olduğudur. Aynen idam edilmeyenlerin, direnmeyenlerin, uyum sağlayamayanların kırgınlıkla öldüklerini bilmediğimiz gibi.

Birçok şeyi halı altına yeterince süpürdük, o halının altı doldu, taşıyor. Anadilde eğitim hakkından mahrum edilen bir Kürt çocuğu, mallarını, mülklerini bırakıp can havliyle göçmek zorunda kalan ve şimdilerde ‘360 İstanbul’ projesinin reklam öznesi haline gelen bir azınlık, başörtüsü yüzünden kendini gerçekleştirme hakkı elinden alınmış bir kadın ve daha niceleri… Maalesef halen hakları gasp edilen ve kırgınlıkla yaşayan ve kırgınlıkla ölen milyonlar var. Hepimizin ailesinde en az bir Atike babaanne yok mu? Ben Siranuş diyeyim, siz Berfo bir başkası Elena, maruz kaldıkları farklı olsa da hayatları kırgınlık duygusunda kesişiveriyor.

 

 

Kategori : Derkenar arşivi

Yorum Yapın

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Ücretsiz üye girişi yapmak için tıklayınız.

Kalan karakter (600)

Henüz yorum eklenmemiş



Günün Yazarları

En Çok Okunanlar

 

Çizerler